991 Haziran'ında Unleashed ilk albümleri Where No Life Dwells'i çıkardığında kimse onların death metal'in yeraltı dünyasının kararlı isimlerinden biri olacağını beklemiyordu. Bu çıkışı izleyen yıllarda aynı kadroyu koruyarak yoluna devam eden İsveçli dörtlü senede bir albüm ortalamasını tutturdu:
Haziran 92'de Shadows In The Deep,
Ekim 93'te Across The Open Sea,
Şubat 94'te Live in Vienna ve
Mart 95'te Victory.
Bütün bu zaman boyunca Unleashed hayranlarına hep sadık kaldı. Daha geniş ancak kesinlikle daha az inanç sahibi bir seyirci kitlesine hitap edecek bir forma bürünmeye çalışmaktansa azimle trendlere karşı koydular ve kendilerine doğal yollarla gelen müziğe odaklandılar. Klavye, yaylılar, kivrak bayan vokaller, sample'lar... Bunlar Unleashed'in öldürücü repertuarında yer alamayacak hoş süslemelerdi. Victory albümünden "Victims Of War"u bir kere dinlemek Johnny'nin vokal anlayışında en ufak bir yumuşama olmadığına sizi ikna edecektir. Gruba göre bundan daha azı hayranlarına hizmette kusur etmek olurdu. Bu noktada Slayer ve AC/DC gibi yaptıkları şeyi iyi yaparak ve onu sulandırmayı reddederek başarı kazanmış büyük gruplarla aynı yaklaşımı benimsedikleri söylenebilir.
Gururla taşınan bir diğer gelenek ise Unleashed'in İskandinav mirasına olan bağlılığı. "The Defender" ve "Precious Land" gibi parçaların sözlerinde Johnny, Viking soyunun onur ve gücünü korumayı amaçlıyor. "Hail The New Age" gibi etkileyici slow'lardan "Scream For Aggression" gibi sert ve adrenalin depolayan şarkılara giden çeşitlilik sayesinde Unleashed, Valhalla'nın müzik kanadında kendisine iyi bir yer edindi.